More

    ABD’den İran’a yeni operasyon raporu

    ABD Kongre Araştırma Servisi’nin 6 Mart 2026 tarihli raporu, Washington ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattığı askeri operasyonların kapsamını, hedeflerini ve İran’ın mevcut füze ile nükleer kapasitesine dair değerlendirmeleri ortaya koydu.

    Rapora göre ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun hedefleri arasında İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek, füze kapasitesini yok etmek ve ülkenin füze sanayisini tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Kongre’de ise operasyona ilişkin farklı görüşler öne çıktı.

    Bazı üyeler, Trump’ın Haziran 2025’teki ABD-İsrail saldırılarının ardından İran’ın ana uranyum zenginleştirme tesislerinin tamamen yok edildiğini söylemiş olmasına rağmen yeni bir operasyon düzenlenmesini sorguladı. Bazı üyeler ise İran’ın nükleer programını ve balistik füze kapasitesini yeniden inşa etmeye çalıştığını belirterek Başkan’ın kararına destek verdi.

    Rapor, İran’ın füze üretimi ve nükleer kapasitesine dair yeni değerlendirmeler içeriyor

    Raporda İran’ın balistik füzeler, seyir füzeleri, uzay fırlatma araçları ve insansız hava araçları geliştirdiği belirtildi. Ülkenin balistik füze envanterinde kısa ve orta menzilli sistemlerin yer aldığı, en uzun menzilli füzelerin yaklaşık 2.000 kilometreye ulaştığı aktarıldı.

    İran’ın ayrıca Shahed-136 adlı uzun menzilli tek yönlü saldırı dronunu seri üretimle geliştirdiği ve bu platformları Rusya’ya vererek Ukrayna savaşında kullanılmasına imkan tanıdığı bilgisi raporda yer aldı. 2025 tarihli Worldwide Threat Assessment belgesine dayandırılan değerlendirmede, İran’ın bölgenin geneline vurabilecek miktarda balistik ve seyir füzesi ile insansız hava aracı bulundurduğu, bu sistemlerin isabet, öldürücülük ve güvenilirlik tarafında geliştirilmeye devam ettiği ifade edildi.

    28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’in, İran’ın balistik füze programıyla bağlantılı üsleri ve ekipmanları hedef aldığı kaydedildi. Buna yer altı tesislerinde depolanmış olabilecek füzeler de dahil edildi. Saldırıların İran’ın mevcut füze stokuna ve üretim kapasitesine ne ölçüde zarar verdiği ise net değil. Raporda, İran’ın buna karşılık olarak birçok ülkede ABD’ye ait hedeflere, ortak askeri unsurlara ve sivil alanlara balistik füze ve drone saldırıları düzenlediği belirtildi.

    İran’ın elindeki toplam balistik füze sayısına dair farklı tahminler bulunuyor. 2019 tarihli bir Defense Intelligence Agency raporu bu envanteri önemli olarak tanımladı. 2022’de dönemin ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie, İran’ın çeşitli tiplerde 3.000’den fazla balistik füzeye sahip olduğunu söylemişti. 2026 tarihli başka bir haberde ise ülkenin orta menzilli balistik füze envanterinin 2.000’in üzerinde olduğu aktarıldı.

    Üretim kapasitesine dair değerlendirmeler de birbirinden ayrılıyor. İsrail ordusu 1 Mart’ta İran’ın ayda onlarca balistik füze ürettiğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 2 Mart’ta bu sayının ayda 100’ün üzerinde olduğunu söyledi. ABD’li yetkililerin Haziran 2025 öncesine dayandırılan değerlendirmesinde ise İran’ın ayda 50 füze ürettiği bilgisi yer aldı.

    Raporda, İran’ın Haziran 2025’teki ABD-İsrail saldırılarında da hedef alındığı ve sonrasında envanterini yeniden kurmaya çalışmış olabileceği belirtildi. Ekim 2025’te Avrupa istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir haberde, İran’ın katı roket yakıtı için kimyasal öncül maddeler taşıyan sevkiyatları kabul ettiği ileri sürüldü. Kasım 2025’te ise ABD Hazine Bakanlığı, İran adına balistik füze itki sistemi bileşenlerinin tedarikiyle bağlantılı kişi ve kuruluşlara yaptırım uyguladı.

    Nükleer program tarafında İran’ın onlarca yıldır uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürdüğü belirtildi. Raporda uranyum zenginleştirmenin hem nükleer enerji santrallerinde kullanılabilen düşük zenginlikte uranyum hem de nükleer silahlarda kullanılabilen yüksek zenginlikte uranyum üretimine imkan verdiği vurgulandı. Tahran yönetimi ise zenginleştirme programının yalnızca barışçıl nükleer uygulamalar için yakıt üretmeyi hedeflediğini savunuyor.

    28 Şubat’tan beri düzenlenen ABD-İsrail saldırılarının İran’ın nükleer tesislerini ne ölçüde etkilediği konusunda da kesin bir tablo bulunmuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 4 Mart’ta uydu görüntülerine dayandırdığı değerlendirmede İran’daki nükleer materyal bulunan tesislerde hasar tespit etmediğini bildirdi.

    Buna karşın ülkenin en büyük zenginleştirme tesisinin giriş bölümlerinde bazı hasar izleri görüldüğü aktarıldı. IAEA’nın İran’daki nükleer tesislerde denetim yürüttüğü, ancak Haziran 2025’te Tahran’ın zenginleştirme programıyla bağlantılı tesislere yönelik ABD-İsrail saldırılarının ardından müfettişleri ülkeden çektiği de raporda yer aldı.

    Haziran 2025’teki saldırıların İran’ın zenginleştirme programına etkisi konusunda ABD tarafında da farklı değerlendirmeler bulunuyor. 2025 tarihli ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi, bu saldırıların İran’ın nükleer programını önemli ölçüde gerilettiğini bildirdi. 2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nde ise programın “yok edildiği” ifadesi kullanıldı. Buna karşılık IAEA, vurulan tesisleri yerinde inceleyemediği için kesin bir tespit paylaşamadı.

    ABD istihbarat topluluğunun yıllardır yaptığı değerlendirmelerde İran’ın belirli bir noktada nükleer silah üretme kapasitesine ulaşabileceği, ancak Tahran’ın nükleer silah programını 2003’ün sonlarında durdurduğu ve silah yapımı için gerekli tüm teknolojileri tamamlamadığı görüşü öne çıkıyor. Raporda, ABD istihbaratının İran’ın nükleer silah geliştirme faaliyetlerini yeniden başlatmadığı yönündeki kanaatini de koruduğu belirtildi.

    2015 tarihli nükleer anlaşma kapsamındaki kısıtlamaların, İran’ın silah için yeterli fisil maddeyi ne kadar hızlı üretebileceğine dair kaygıları sınırladığı hatırlatıldı. Bu kısıtlamalar altında İran’ın bir nükleer silah için gereken miktarı üretmesinin bir yıl süreceği aktarılırken, Defense Intelligence Agency Mayıs 2025’te bu sürenin muhtemelen bir haftanın altına indiğini değerlendirdi.

    İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Gharibabadi Kasım 2025’te ülkesinin uranyumu silah seviyesinde zenginleştirmediğini söyledi. IAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi de 2 Mart’ta ajansın, İran’da nükleer silah üretimine yönelik yapılandırılmış bir programa dair kanıt görmediğini açıkladı.

    Raporda Kongre için bazı başlıklar da sıralandı. Buna göre Kongre, İran’a dair mevcut raporlama yükümlülüklerinin kapsamını yeniden değerlendirebilir. Bunlar arasında Savunma Bakanı’nın İran’ın askeri gücüne ilişkin yıllık rapor sunmasını zorunlu kılan düzenlemeler de bulunuyor.

    Kongre’nin, bu raporların İran’ın nükleer ve drone programlarına dair daha fazla bilgi içerecek şekilde genişletilmesini isteyebileceği belirtildi. Pentagon’dan söz konusu raporun kamuya açık ve gizli olmayan bir versiyonunun yayımlanmasının talep edilmesi de seçenekler arasında gösterildi. Ayrıca Kongre üyelerinin tehdit değerlendirme oturumlarında bu başlıklar hakkında sorular yöneltebileceği kaydedildi.

    Latest articles

    İLGİLİ MAKALELER